Galatasaray'ın transfer güncesine bugün başlayalım. Çeşitli söylentiler , isimler ve görüşmeler var. Özellikle yerli transferde hareketli dakikalar yaşanıyor. Yeni transferler var.Şimdi bakalım tek tek...
+ Musa Çağıran
Zaten herkes biliyor. Resmi siteden de açıklandı. Altay'ın orta sahasında görev yapıyor ve golcü yönüyle de öne çıkıyor. Bir kaç maçını izledim. Neredeyse hepsinde gol attı. :) Şimdiden hayırlı ve uğurlu olsun. Haziran 1'de takımda olacak muhtemelen.
+ Veli Kavlak
Pek bi fikrim yoktu ama bir kaç arkadaşımla görüşüp konuştum. Olumlu şeyler söylediler. 22 yaşında Türk asıllı Avusturyalı futbolcu. Türk statüsünde oynayacak olması çok büyük avantaj. Öyle yetenekli ki Avusturya Milli Takım formasını giyen en genç futbolcu. Yani Avusturya bu çocuğu çok tutuyor. Büyük bir sıkıntı olmazsa seneye Galatasaray forması giyecek.
+ Tomas Rosicky
Milan Baros'un kankası. :) Arsenal'de forma giyiyor Çek futbolcu. Görüşmeler olduğu söyleniyor. Açıkçası ben pek sıcak bakmıyorum çünkü sakatlık sorunu olan bi futbolcu. Ayrıca orta saha kadromuza bakarsak Elano varken Rosicky'i de almak büyük hata olur. Çünkü iki yönlü oynayamaz oyunu. Umarım doğru değildir :)
+ Serdar Özkan
Yazı yazmıştım hakkında. Çok yetenekli bir futbolcu. Sözleşmesi bitiyor bu yıl. Yani Galatasaray'ın teklifi olduğu çok açık. Serdar'ın gelmesi için yeterli sebepler olsa da , takımdaki kanat oyuncularının fazla olması Serdar'ın oynama şansını aza indiriyor. Bu yüzden İspanya'dan gelen teklifleri de değerlendirebilir. Olay Serdar'da bitiyor. O hangi takımı isterse oraya gidecek. Ya Galatasaray yada İspanya Liginden bir takım. ( isim vermeyeceğim )
Yıllar değişmeyen bir klişe var. Türk antrenörler veya futbolcular devamlı yabancılar tarafından ezildiği... Ezilmekten kasıt , işte "Ahmet yerine Ahmetinho olsa takımda kalırdı" gibi sözler söyleniyor. Hala var bu dört büyük takımda da süregelen bir olay.
Bugün Guti-Rijkaard-Yönetim üçlüsü arasında bir kriz var olduğu söyleniyor. Guti'yi Rijkaard istiyor , Galatasaray yönetimi sıcak bakmıyor. Hem ekonomik hem de diğer sebeplerden. Diğer sebepleri açmak gerekirse , İspanya'dan gelen futbolcuların başarısız olması , yaşlı olması . Galatasaray yönetiminin haklı sebepleri bunlar. Bana göre haklıdır ; fakat eğer bu işin başına Rijkaard'ı getirdiyseniz buna göre davranmanız gerekir. Evet bende istemiyorum alınmasını ama Rijkaard alın diyorsa , alınmalı. Bu konuyu da yazmış oldum kısaca şimdi asıl konuya gelelim.
Rijkaard'ın gitmesi konuşuluyor. Fatih Terim , Luce ,Avcı gibi isimler geçiyor. Daum için de gidecek deniyor. Şampiyon olsa bile gönderileceği gündemde. Aragones ,Skibbe gibi sabredilemeyen adamlardan sonra Rijkaard ve Daum'a da sabredilmiyor. Hani o yerlilere sabredilmiyor kalesi yıkılıyor. Şuan Şenol Güneş , Mustafa Denizli ve Ertuğrul Sağlam üzerinde herhangi bir baskı yok görüldüğü üzere. Beşiktaş 4'üncü sırada olmasına rağmen Denizli'de ısrar ediyor. Ertuğrul Sağlam'a zaten git demek ayıp. Şenol Güneş'e de artık güveniliyor hemde Hugo Broos'tan sonra...
Artık Türkiye'de işler değişti. Yerli neyse yabancı da o. Yeter ki Türk Spor dünyası bu ezikliğin altına girip kendine güvenini kaybetmesin.
Türk futbolunun yanlış transfer takıntısı bu yılda da devam ediyor. Galatasaray da bu kervana katılıyor gibi. Geçen sene çok kaliteli transferlere rağmen başarılı olamadı. Takım oturmadı , sistem yenileniyor. Kabul edilebilir sebepler var ortada. Gelecek sezon için de eksikler tamamlanmaya çalışılıyor. En büyük eksik şüphesiz orta saha mevkiinde yaşanıyor. Bu açığı kapatmak için de Guti ile görüşüldüğü söyleniyor bir kaç günde.
Fazla uzun uzun yazmaya gerek yok. Guti'yi herkes biliyor , tanıyor . En azından hiç bilmeyen bile bir kere Star TV'de 21.45 kuşağında yakalamıştır , görmüştür. Şimdi çok olumsuz yanı var bu futbolcunun ve olası transferinin. Görmemek mümkün değil.
34 yaşında. 1976 doğumlu Guti. Çok çok fazla bir yaş futbol ve Galatasaray adına. Türkiye şartlarını da göz önünde bulundurursak , tecrübe ve baskı konusunda sıkıntı yaşamaz lakin mücadele ve kondisyon yönünden eksik kalabilir. Türkiye'de mücadeleye dayalı bir futbol var. İspanya'da tam tersi pasa dayalı bir futbol var. Dolayısıyla her maç 10 kişi oynarsa hiç şaşırmam. Elano mu , Guti mi ? Yüzde yüz Elano.
İkinci en büyük sebep özel hayatı. Yine Galatasaray araştırmıyor mu diyeceğim ama bu da mümkün değil. Guti'nin hayatının ve cinsel tercihlerinin ne olduğunu bilmeyen yok. Şimdi belki bu İspanya'da o kadar göz önünde bulundurulmaz. Çok konuşuldu tabii ama Türkiye çok farklı bir dünya. Farklı bir kültür, yaşam tarzı benimseniyor. Çok çok sıkıntı çeker Guti. Tamam ben saygı duyarım , sen saygı duyarsın ama ülkede öyle taraftar , insan profili var ki , anlatılmaz yaşanır...
Balıkesirspor ile ilgili yazdığım yazılarda belirtmiştim. Son maça kalmıştı her şey. Keçiören Sportif'i yenmekten başka çaresi yoktu. Maç günü geldi Pazar akşamüstü müthiş bir atmosfer vardı. Bende Atatürk Stadındaydım. Maçı izledim. 3-0 Balıkesirspor kazanarak TFF 2.Lige yükselmeye hak kazandı. Aslında Bal-Kes daha önce de çok denedi hep Play-Off'larda elenmişti her seferinde. Bu sefer oldu , işte bu kadar..
Şimdi maç değerlendirmesine girersek , bu maçı o stadda kaybetmek imkansız bişeydi. İnanılmaz bir atmosfer , tüm şehir maça kilitlenmiş yollar kapanmış. Atatürk Stadı 13.500 kişilik stad full dolmuş. Balonlar , pankartlar , tezahüratlar... Tam bir final maçı havasındaydı ve inanılmaz inanmış bir şehir portresi vardı. 12. dakikada golle iyice havaya girdik lakin biraz baskı da oluştu takımda. Daha sonra 80 ve 90. dakikalarda atılan goller şehri sarhoş etti. :) Maç sonrasında binlerce kişi sahaya akın etti. Polis tutamadı. Resimleri bizzat kendim çektim. Başka yerde yok. :)
Balıkesirspor'u gelecek sezonda güçlü ekipler bekliyor.
2. lige çıkan BalKes'i gelecek sezon çok güçlü takımlar bekliyor. Sakaryaspor, Pendikspor, Bozöyükspor, Körfez Belediye, Gebzespor, TKİ Tavşanlı Linyitspor, Göztepe, Alanyaspor, Fethiyespor, Sarıyer, Turgutluspor, Eyüpspor ve Konya Şekerspor muhtemel ekipler arasında. Pek bilgim yok şimdilik sistem nedir , kaç maç oynanacak vs. en kısa sürede bilgilenip bir yazı daha yazmayı düşünüyorum.
Şimdi maçtan fotoğrafları veriyorum. Önün açık Bal-Kes ! Bekle bizi BankAsya !
Zamanında sayılı sol kanat oyuncuları arasında gösteriliyordu. Süper bir Leeds kariyeri ve Liverpool'a transfer oluşu, ardından gelen şanssız sakatlıklar derken bir anda kendini Galatasaray'da buldu. İyi ki de buldu. Paslanmadığını bize tekrar gösterdi. O süper zeka dolu paslarını, gollerini, koşularını tekrar gördük bizim Haldun Üstünel'in sayesinde. Üstelik bedavaya gelmesi de işin diğer güzel tarafıydı.
Geçen sene iyi bir performanstan sonra bu sene çok çok daha iyi oynuyordu Kewell. Bunun başlıca nedeni sistemin tam ona uygun olmasıydı. Çünkü geçen sene 4-5-1 oynuyorduk, kanatlar orta sahaya yakındı. Bu sene ise 4-3-3 oynuyoruz, kanatlar oldukça ilerde ve 3 forvet oynuyoruz aslında. Kewell'da bu yüzden ön plana çıktı bu sene bu kadar zaten. Nedenlerini saymaya devam edersek;
Sistemde kenar forvetlerin kanat özelliklerine sahip olmasının yanı sıra forvet özelliklerinin de bulunması gerekiyor ve iyi bir oyun zekasına sahip olmaları gerekiyor. Mesela Barcelona bizim oynamaya çalıştığımız sistemi çok iyi bir şekilde oynayan takım. Herkes sistemi çok iyi benimsemiş ve sistemde tamamen oturmuş zaten takımda. Bu takımda geçen seneye bakacak olursak kenar forvetler Henry ve Messi'ydi. Ve bakıyoruz Henry sezonu 32 gol atarak kapatmış, Messi ise 43 gol atarak. Bu bile bu sistemin 3 forvetle oynandığının en büyük kanıtıdır. Eğer normal kanat oyuncusu şeklinde oynasalardı bu kadar gol atamazlardı...
...Kewell'da zaten bu yüzden bu kadar ön plana çıktı. Kewell kanatta oynayan oyuncu özelliklerinin yanı sıra forvette oynayan oyuncu özelliklerine de fazlasıyla sahip. Bu yüzden bu sene sadece ilk yarıda oynamasına rağmen 14 gole sahip ve bu yüzden bu kadar ön plana çıktı. Sisteme tamamen uyduğu için.
Ve demiştik ya hani oyun zekası felan da çok önemlidir diye. İşte bu yönden de iyice ortaya çıkmış oldu Kewell. Pozisyonları süper sezmesi, top gelmeden ne yapacağını bilmesi, öne ve arkaya süper koşular yapması ile herşeyiyle dört dörtlük oyuncu olduğunu çok güzel kanıtladı bize.
1-2 örnek vermek gerekirse (Hepsini veremem, maç görüntüleri indir-tek tek ayır-kes-birleştir-montaj yap-upload et felan da uğraşamadım çünkü çoğu maçta bu tür hareketleri var Kewell'ın, yapamazdım şahsen) ;
Bu maçta çok ön plandaydı öne ve arkaya koşularıyla. Hatta attığı bir gol var ki süperdi ama ofsayttı.
Bu videoda da geçen seneden görüyoruz öne ve arkaya kornerlerde nasıl kaçmış, aynı şekilde nasıl koşular yaparak golleri atmış.
Burada da çok iyi örnekleri var bunun.
Ayrıca kendisi de demişti röportajında sanırım Frank Rijkaard'ın oyun sistemi tam bana göre diye.
Harbiden de sistemin ve takımın ona, onun da takıma ve sisteme çok süper uyduğunu eksikliğinden sonra çok hissettik. Eminim sakatlanmasaydı hem kendisi adına muhteşem bir sezon geçecekti, hem de bize süper katkısıyla şampiyon bile olacaktık belki de. Çünkü zaten orta sahada eksiklikler vardı sistem adına, bir de bunun gibi sisteme uyan bir adamı kaybetmek kötü oldu bize. Tabii ki Baros'un da sakatlık olayı vardı önceden de.
Herneyse. İşte Kewell. Sistemimize %100 uyumlu tam bir kenar forvet. Seneye de kesinlikle takımda kalması gereken bir oyuncu Kewell. Bunun gibi sisteme uygun bir oyuncumuz varken inşallah gönderilmez.
Çünkü Ali Sami Yen Stadyumu'nda haykırdığımız gibi, Türk Telekom Arena'da da haykırmak istiyoruz;
"Harry, Harry Kewell !" diye...
*Çok iyi bir analiz olmasa da birşeyler yapmaya çalıştım. Konuyu açma nedenimin ise Kewell'ın sisteme uygunluğunu, bizim için de ne kadar önemli olduğunu anlatmak olduğunu bilmenizi isterim.
Bir Şenol Güneş galibiyetidir bu. Müthiş motive etmiş takımı oyundan hiç kopmadılar devamlı önde bastılar. Çok şanssız bir gol yedi ama karşılığını geç kalmadan verdi Umut. Bana göre çok fiyasko futbolcuları var Trabzon'un o ayrı.
Maçın kırılma noktası Deivid-Emre değişikliği oldu. Hani gol de olmuştu geri çağırabilirdi Deivid'i ama kumar oynadı Daum ve kupaya el salladı. Sonuç olarak 28 yıl oldu kupa alamayalı. İnternette komik geyikler var. :) Biraz onlardan kesit yapalım.
+ İsmail Yk Fener'in kupa müziklerini yapacakmış bundan böyle. + Otobüste gördüğünüz kupa görmüş son Fenerliye yer verin. + Fenerbahçe'nin Türkiye Kupasına özlem duyuşunun 27.yıldönümü coşkuyla kutlandı. Mahmut Özgener'in "23 Nisan'da Fener'e kupayı bir günlüğüne verebiliriz ." açıklaması sarı lacivertli camiayı sevince boğdu. + Alex : Bu gece o kupayı çalıyoruz gençler. + Fortis'te olmadı , Ziraat'te olmadı. HalkBank'ta olacak inşallah. + FB taraftar isyanı : " Ben dedim maçı 56'da bitir diye." + Fenerbahçe'nin n yıllık kupa hasreti. + " Bende hiç göremedim." -Metin Şentürk. + Kupa mı ? Kupa ne arar la bazarda ? + " Türkiye kupası kupa değil beyler ! " - Ahmet Çakar. + "Parasını vericem" -Ahmet abi.
'10'lar inanmış'diye bir yazı yazmıştım geçen ay. Balıkesirspor'un ikinci lig yolundaki hedefleri , inancı ve isteği üzerineydi. İnanmışlardı ikinci lige... O zamanlar ligin bitimine 5 maç vardı ve liderdi .
Bu sene diğer yıllardan daha istekli ve istikrarlı bir sezon geçiriyorlar. 17.hafta maçları oynandı dün. Bandırmaspor evinde Siirtspor'u yenerek şampiyonluğunu garantiledi. Balıkesir deplasmanda Kırıkhanspor'u yenebilseydi o da yükselmeyi garantileyecekti olmadı 3-0 kaybetti. Son maça bıraktı herşeyi. Dilerseniz bir puan durumuna bakalım.
Görüldüğü üzere Play Off'larda , direk yükselme de son maça kaldı. Çok çekişmeli bir hafta bekliyor bizi 18.hafta. Balıkesirspor evinde Keçiören Sportif'i konuk edecek. Keçiören'in herhangi bir düşme durumu yok. Formalite maçları oynuyor. Bu yönden Balıkesirspor daha avantajlı gözüküyor ama Keçiören bu rahatlığı avantaj yapıp ligin kaderini de etkileyebilir. Balıkesir'inde evinde sadece tek maç kaybetmiş olması pozitif noktalar...
Siirtspor da evinde Anadolu Üsküdar'ı ağırlayacak. Anadolu Üsküdar için de herşey kritik. O da 24 puanda ve hala Play Off şansı var. Kazanması şart. Siirtspor da öyle tabii. Çok korakor bir maç olacağı kesin. Bir Balıkesirli olarak Anadolu Üsküdar'a başarılar diliyorum. :)
Haydi Balkes !
Oturuyordum GSCimbom forumda konuları dolaşırken herkesin diline pelesenk olmuş bir Rijkaard-Sabır-Transfer-Ekol gibi kavramlar vardı. Galatasaraylılar bu aralar kim gelsin , kim gitsin diye konuşuyorlar. Yahu neden 2 senedir bu şekil oluyor acep diye düşündüm. Çok ilginç şeyler çıkıyor ortaya. Tam bir yönetim hataları silsilesi. Hani Adnan Öztürk'ü hainlikle suçluyordunuz ya , işte o adam ne kadar doğru söylüyormuş gördüm bugün.
Sene 2007-08 Gerets'e istenilen kadro verilmiyor. İnamoto ile , Tomas ile , Ümit Karan ile "Road to Athens" diyordu Özhan Canaydın. Tam bir fiyasko. :) O sıralar Adnan Polat vardı. Yönetimde başkan gibiydi Özhan başkan elini ayağını çekiyordu. Her neyse bir kadro yapılanmasına gidildi Gerets'ten sonra... Karl Heinz Feldkamp geldi bir gece ansızın. Dillerde yine bir ekol pelesenk olmuş , Alman Ekolü. 70'lik dede getirildi bir futbol profesörüydü bence. Ne kadar iyi yönetemese de bazı krizleri , tam bir Alman ekolüydü. Son 6 haftaya kadar Lincoln'dü , Hakan'dı getirdi. Orada bıraktı. Cevat hoca ile şampiyon oldu Galatasaray. Tamam dedik güzel bu ekol sevdik bunu. Bundan sonra Alman hayranıyız dedik. Alman hoca aramaya başladık. Götz'tü Toppmöller'di derken Skibbe geliverdi. İyi dedik kimisi beğenmedi daha kariyerli hoca bekliyordu. Lakin zaman zaman Skibbe ile öyle maçlar oynadık ki üst düzeydi. Yok onu da beğenmedik sezon ortası yolladık. Sonra vazgeçtik gene "Yerim Alman ekolünü yaaa" dedik. Bülent Kaptan geldi bir sabah. Yanlış zaman , yanlış insan. O buhranı kaldıramadı kaptan da güme gitti.
Şimdi Rijkaard geldi. Hollanda ekolünün , total futbolun en önemli temsilcisi. 2007-08'de atılan Alman ekolü temeli 2009-10 senesinde Total Futbola dönüştü. Bu iki ekol çok çok farklı şeyler. İyi ayırmak gerek. Alman ekolünde yıldız olacak adam ,Hollanda ekolünde top toplar. Şimdi biz kalkmışız Mustafa Sarp'lardan , Barış Özbek'lerden , Servet'lerden Total Futbol bekliyoruz. Gelmeyince Rijkaard gitsin. Rijkaard kalsın ve istediği adamlar alınsın. On adam gidecekse gitsin.Ama ne olur artık ekolümüz , çizgimiz değişmesin. "Yeter Adnan Polat Yeteeer" demeyelim bizde.