sofistike sportive blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sofistike sportive blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6.28.2010

Sofistike bir transfer..



Blogumuza 4 yazarla başlamıştık. Kimisi aktif oldu , olmadı derken bir yıldız transferi daha yaptık :). Bilenler bilir Curva Sinistra'nın üstad yazarı , aziz dostum Barkın , artık Sofistike Sportive adı altında yazacak. Hayırlı olsun. Artık o üstadvari yazılarını buradan okuyabileceğiz.

Sevgiler..:)

6.24.2010

Bir Öneri : Valter Birsa



Valter Birsa ile önerilerime başlamak istiyorum.

1986 doğumlu Slovenyalı Valter Birsa kariyerine Primorje takımında başlamış kendini Gorica takımında iyice göstermiştir. Gorica'da forvet arkası mevkiinde çok etkili olan Birsa 61  maçta 29 gol atarak , scoutların dikkatini çekti. Türkiye'de Scout sistemi çok fazla gelişmediği için bizim haberimiz olmadı tabii. Sochaux gözlemcileri ve transfer komitesi Birsa için harekete geçti. Sochaux'a transfer edildiği seneden itibaren çıkışa geçen Valter Birsa , üç senede 68 maça çıktı. Slovenya kariyerinden daha az forma şansı bulmuş olsa da kendini göstermeyi iyi bildi. Sloven futbolunun yükselen değeri olmayı başardı.

Sochaux'ta kiralandı oynadığı son senede devre arasında. Auxerre satın alma opsiyonuyla kiraladı Birsa'yı. Sochaux bunu neden yaptı anlamasam da Auxerre iyi iş çıkardı. Yaklaşık 4 ayda 15 maça çıktı 1 gol atabildi ama iyi performans gösterdi. Bu iyi performansla bonservisiyle birlikte Auxerre'e geçti.Bu sezon 34 maçın 24'üne ilk 11'de çıktı. 3 gol atabildi.

Oyunu iki yönlü oynayabilen , uzaklardan kaleyi iyi gören bir futbolcu. Maçın skorunu her an değiştirebilecek yeteneğe sahip bir futbolcu. Dünya Kupasında da Slovenya'nın en büyük kozu oldu. Elendi Slovenya ama devam etse çok iyi işler yapmaya devam edecekti. Milli Takımda da 10 numara giyen Birsa , takımında 9 numarayı giyiyor.Eğer transferi düşünülürse yaklaşık 3 milyon Euro'ya kapatılabilir. Galatasaray düşünebilse keşke...

Bir ilginç özelliği de olduğundan fazla centilmen bir adam. Bir Auxerre-Marsilya maçında Kone ile çarpışması sonucu yerde kalmış , hakem Kone'ye kırmızı kart göstermiştir. Birsa yerden kalktıktan sonra hakemi uyarıp , kırmızı kartı geri aldırmıştır. Böyle de karakterli bir oyuncu...

Bir kaç videosuyla bitirelim yazıyı...





6.18.2010

Türkiye'de teknik direktör ve transfer...



Türkiye'de teknik direktör olmak yabancıya da zor , yerliye de. Yerli hocaya biraz daha zor diyebiliriz ama duruma ve yıllara göre de değişkenlik gösterebiliyor. Bugün Yerli hocaların en büyük eksiği gittikleri takımlarda tutunamamak ve iyi bir sözleşme yapamamak. Bugün görüyoruz yabancıların sözleşmelerini..

Daum konusu var bir de. Bugün ona yapılanlar hiç mi hiç yabancı değil. Daha önce bu filmi aynı şehirde öteki yakada gördük. Herkes biliyor Florya tesislerinde bir öğle vakti Skibbe Almanya'dayken yardımcıları görevden aldı Adnan Polat ve yönetimi. Bir bakıma" hadi artık git " dendi. Şimdi Cristoph Daum'a yapıldı aynı şey. Tazminat ödememek için bu yeni bir moda , yeni bir taktik. Çok saçma ve profesyonellik dışı...

Transfer mevzuusuna gelelim. Türkiye'de acaba hangi transfer hoca isteğine göre yapılıyor ? Bana göre %5'lik kesimi. Geçen sene ki Galatasaray transferlerinden tutun , Fenerbahçe'ye kadar hepsi şüpheli. Bu sene de aynı çizgiyle devam ediyoruz istikrarlı şekilde. Daha teknik direktör bulmadan oyuncu alıyoruz , sonra neden oynatmıyorsun , sen futbol cahilisin diyoruz. Kim mi ? Schuster - Quaresma , Stoch-Daum...

Ya Schuster'in sisteminde Quaresma'ya yer yoksa ? Ya Daum'un istediği adam Stoch değilse ? Bu akla mantığa sığacak bişey mi ? Türkiye'de yöneticiliğin en büyük sorunu da bu. Çok biliyorlar. Birazcık bilmeyin de geri çekilin. Sezon sonu olası bir başarısızlıkta en masum adam rollerine yatıyorlar , neden ?" Biz transferi yaptık , adam kullanamadı. "

Bu kadar...

6.17.2010

Maradona'yla adım adım... { Arjantin 4-1 G.Kore }



B grubunda Arjantin ikinci maçında G.Kore ile karşılaştı. İlk maçındaki etkisiz oyununu aşmış bir görüntü çizdiler. Güney Kore ise zayıf Yunanlara karşı iyi oynamıştı adeta kondisyonuyla ve top kullanmasıyla yıkmıştı. Bu sefer yemedi bu. Arjantin Higuain (3) ve ChuYoung'un kendi kalesine attığı golle 4-1 yendi. Gruptan çıkmayı da garantilemiş oldu.

Bizzat desteklediğim Arjantin'in bu oyunu çok mutlu etti beni. :) Hala eksikler görüyorum takımda ama.. Orta saha yönünden biraz zayıf kalıyor Arjantin. Mascherano çok yalnız kalıyor. Hele bugün iyice yalnız kaldı bi ara yine ilk maçtaki gibi kopmalar yaşandı. O aralar Kore iyi geldi ama net fırsatları harcadı. Bu durumdan Arjantin elenirse elenir. Orta sahayı iyi kullanan bi İspanya , bi İngiltere gibi takımlar Arjantin'i eleyebilir. Benim düşüncem Di Maria yerine Pastore'nin oynaması ve Veron'un da geri dönmesi. O zaman çok daha iyi bir takım olur.

Messi kendini gösterdi ilk defa tam manasıyla. Müthiş oynadı. Dört golde de imzası var bir şekilde. Bu performansını turnuva boyunca gösterirse Arjantin şampiyon olur. Bence olacak da..
Higuain de çok iyi bir oyuncu onu da yazmak gerek. Hakikaten son attığı gol müthiş. Topu tam ölü noktaya yolladı. Maç boyunca çok sahada görünmese de hat trick yaparak büyük golcü olduğunu göstermiş oldu.

Adım adım şampiyonluğa ,Maradona'yla...

6.14.2010

Elia'dan önce , Elia'dan sonra.. { Hollanda 2-0 Danimarka }



Turnuvanın başından beri sıkıcı geçen maçlardan yakınıyoruz. Bugüne kadar ki maçlardan Almanya maçı dışında pek keyifli diyebileceğimiz bir maç olmadı. Hollanda'ya güvendik onda da olmadı. Hollanda Danimarka'yı Poulsen(k.k) ve Dirk Kuyt'ın golleriyle 2-0 yendi. İlk yarıda iki takım den bir oyun ortaya koydu. Hatta ben yine hiç gol olmayacağını düşünüyordum. Şans devreye girdi..

Simon Poulsen maçta çok iyi oynadı. Şanssız bir şekilde kendi ağlarına yolladı topu. Bu da kötü bir başlangıç oldu Simon ve Danimarka için. Maçın dönüm noktası bu oldu. Açıldı biraz Hollanda... Yani Danimarka intihar etti diyebiliriz.

Danimarka'ya genel olarak bakınca hücumda çok etkisiz kaldılar. Belki kendi kalesine gol atmasalar bu maç berabere bitebilirdi. İyi defans yapıp alanı daraltıyorladı. Hollanda'nın önde presini de çok güzel aşıyorlardı.. Ben hücum organizasyonu hariç beğendim Danimarka'yı. Japonya ve Kamerun'u da izledikten sonra gruptan çıkması yönünde şans belirtiriz.

Elia 67.dakikada oyuna girdi. İyi ki de girdi.. Futbol böyle adamlarla daha da güzel oluyor. Şova dönük , hızlı ve etkili bir kanat oyuncusu . Çok da etkili oldu.. Hamburg, Elia'yı takımda tutmakla iyi iş yaptı. Umarım kalan maçlarda Elia şans bulur Robben ile birlikte...

Son bir parantez van Persie ve Marvijk'e. İkisini de beğenmedim. van Persie kötü oynadı. Topları ezdi hep. Gol de kaçırdı. Pek etkili bulamadım.
Bert van Marvijk de değişikliklerde hata yaptı. Affellay yerine Huntelaar yada Babel daha etkili olabilirdi. Şaşırtıcı değişiklikler yaptı. Sonuç olarak Hollanda kazanmayı bildi. Bakalım Kamerun-Japonya maçı da 2.5 altı furyasına katılacak mı ? :)

6.13.2010

Gece Sonu Resimleri # 4


+ Rio Ferdinand kupayı kaçırdığına çok üzgün. Tek başına kulübede düşünüyor..


+ Amerikan Başkanı Obama , Beckham'ın oynamayışına oldukça sevinmiş olsa gerek. :)


+ Bi saati anladık da , diğeri ne üstad ? :)


+ Ben Tek siz hepiniz..

İyi geceler..

6.12.2010

Green'den Capello'ya ( İngiltere 1-1 ABD )




Bugün dünya kupasının iki önemli favorisinin maçı sabırsızlıkla bekleniyordu. Arjantin maçından sonra herkes bir diğer futbol devi İngiltere'nin maçı herkesi diğer maçlarda olduğu gibi ekranların başına kitledi. Maç öncesi kadro tahminlerinde kime sorsanız Green'in oynamasına düşük bir ihtimal verirdi. Capello West Ham'lı kaleciyi sürpriz sayılabilecek bir kararla ilk 11'de oynatmayı seçti. İngiltere maça iyi başladı, kaptan sahneye çıkıp takımını öne geçiren golü attı. Fakat sonra İngiltere istediği oyunu sahaya bir türlü yansıtamadı. Ne Gerrard ne Lampard istedikleri topları alamadılar, oyunu ileriye taşıyamadılar. Sol kanatta Milner zaten sahada yoktu. Lennon'da sağ kanatta hareketli olan tek futbolcuydu. Durum böyle olunca Rooney ve Heskey bir türlü oyuna ağırlığını koyamayan diğer futbolcular oldu. Rooney top alamayınca orta sahaya kadar gelmeye başladı ve ilerde Heskey yanlızlaştı.

Sol kanattaki Milner'a tekrar değinmek gerekirse. 30. dakika da oyuna çıkana dek sahada yoktu. Karşısında bana göre maçın en iyisi olan Cherundolo bir türlü geçit vermedi. Adete Milner'ı sahadan sildi. Hannoverli oyuncu tecrübesiyle İngilizlerin o kanattan atak yapmasını engelledi. Cole, Donovan'la eşleştiğinden Donovan kanat değiştirene kadar ileriye çıkmakta aksadı. ABD'nin sol kanadında ise olay tamamen farklıydı. Lennon ve Johnson, Bocanegra'nın kanadını çok rahat kullandılar. Johnson savunmadan çok hücuma yaptığı katkıyla ABD savunmasına zor anlar yaşattı. Maçın iki takımda da en iyi oyuncusu, takımların sağ bekleri Cherundolo ve Johnson ön plana çıkan oyuncular oldu. Cherundolo savunmaya yaptığı katkıyla, Johnson'da hücuma olan katkısıyla maçta fazlasıyla ön plandaydılar. Milner-Philips değişikliğiyle Cherundolo'nun zor anlar yaşacağını düşündük ama beklediğimiz gibi olmadı. Cherundolo rakibine sıklıkla geçit vermedi, top kaptı, top almasını engelledi. Cherundolo maçta iki kez aksadı. Birinde Heskey'i kaçırdı, diğerinde de Philips'i kaçırıp tehlikeli ataklar oluşmasına sebep oldu.

Kafaları karıştıran bir diğer olay da Capello'nun King'i oyundan alıp Carragher'ı oyuna almasıydı. Ledley King bu sezon İngiltere'de çok iyi bir performans geçirmiş, sezonun en iyileri arasında yerini almıştı. Maçta da aksar bi yönü yoktu. İlk yarı Altidore'yle karşılıklı oyununda rakibine geçit vermedi. Carragher ise Altidore karşısında zayıf kaldı.

Maçın 70. dakikasına kadar yapılan ortaların neredeyse tümünü ABD savunması uzaklaştırdı. 70'den sonra İngiltere baskıyı arttırınca da ortalarda başarı sağlandı, tam bu sırada Crouch oyuna girdi, ortalar artacak derken birden bire yapılan ortalarda bi hayli düşüş yaşandı. Crouch da orta alamayınca orta sahaya kadar gelmek zorunda kaldı.

ABD yönünden bakarsak iyi mücadele ettiler. Donovan önderliğinde bu turnuvada birşeyler yapabileceklerinin sinyallerini verdiler. Aslında asıl sinyalleri Konfederasyon kupasında vermişlerdi. İlerde Altidore turnuvada ön plana çıkacak oyuncular arasında gözüküyor. Dempsey ve Donovan'dan istediği topları alabilirse ABD'yi taşıyacak oyuncu gibi gözüküyor.

Cherundolo kesinlikle alkışı haketti. 99'dan beri Hannover forması giyen oyuncu tecrübesiyle takıma çok şey kattı ve bana göre maçın adamı oldu.

Green'in hatasına değinmek istemiyorum. Green, Capello'ya mesajı verdi zaten. James oynar mı oynamaz mı bilemiyorum ama kaleyi artık Hart'a teslim etmenin zamanı geldi.

Heskey'de sanırım hazır olmadığının mesajını verdi Capello'ya. Defoe ve Rooney ikilisi İngiltere'nin ideal ikilisi olmaya aday.

Bu arada dün bahis tahminde 3 te 2 yaptık. Dolu dizgin gidiyoruz. :) Yarının tahminleri girildi.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails